HZ HAMZA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HZ HAMZA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2012 Perşembe

HZ HAMZA




Hz. Peygamber'in amcasi, Sehidlerin efendisi.

Künyesi; Ebn Ya'la veya Ebû Ammâre; Lakabi; Esedullah (Allah'in Aslani)dir. Babasi Abdulmuttalib, annesi Hâle'dir.

Hz. Hamza, Peygamberimizin amcalarinin en küçügüdür. Dogumdan bir kaç gün sonra, Peygamberimizi emziren Ebû Lebeb'in câriyesi Süveybe daha önceleri Hz. Hamza'yi da emzirmis oldugundan, Hamza Peygamberimizin süt kardesi idi.

Hz. Hamza, orta boylu, güçlü kuvvetli, heybetli, onurlu bir sahabîdir. Hz. Hamza (r.a) iyi bir avci, keskin nisanci, Kureys'in en sereflilerindendir. Mazlumlara yardim etmeyi seven cesur bir savasçiydi. Av dönüsü evine gitmeden Ka'be'yi tavaf edecek kadar kutsal kabul ettigi degerlere saygili, karsilastigi sahislara selâm verip sohbet etmesini seven mürüvvetli bir insandi. Onun gençlik dönemine ait bilgilerimiz yok denecek kadar azdir (Ibnu'l-Esîr, Isdit'l-Gâbe, II, 52).

Peygamberimiz yakinlarina Islâm'i teblig etmis olmasina ragmen, Hz. Hamza henüz müslüman olmamisti. Ebû Cehil'in Peygamberimize yaptigi bir hakaret sonucunda müslüman olmustur. Peygamberimiz bir gün Safâ tepesinde iken Ebû Cehil ve arkadaslari onun yanina gelirler. Ebû Cehil Peygamberimize hakaret eder. Abdullah b. Cüdâ'nin câriyesi bu olayi seyredin av dönüsü Kabe'ye ugramayi âdet edinen Hz. Hamza'ya anlatir. Hz. Hamza, eve gitmeden Ebû Cehil'in yanina ugrayarak elindeki yayi Ebû Cehil'in kafasina çalar, basini yaralar ve hakaret eder. Bir gün sonra da Allah Rasûlünün yanina giderek (Bi'set'ten iki yol sonra) müslüman olur.

Hz. Hamza'nin müslüman olmasi Peygamberimizi çok sevindirmistir. Onun Islâm'a girmesiyle müslümanlar güçlendi. Müsrikler rahatsiz oldular.

Mekke müsrikleri, hicretten sonra da rahat durmadilar. Peygamberimizin ve müslümanlarin Medine'den çikarilmasi için Abdullah b. Übeyy, Hazreç ve Evs kabilesi müsrikleriyle iliski kurdular. Müslümanlarin hac yollarini da kapadilar.

Müsriklerin gözlerini korkutmak, Sam ticaret yollarini keserek onlari sikintiya düsürmek gerekiyordu. Peygamberimiz bu amaçla Hz. Hamza'yi Sifu'l-Bahr'a gönderdi. Otuz kisilik bir kuvvetle Hz. Hamza belirtilen yere vardi. Müsriklerin kervam Sifu'l-Bahra gelmisti. Kervanda Ebû Cehil de bulunuyordu. Üçyüz kisilik bir kuvvetleri vardi.

Hz. Hamza, müsriklerle çarpismak istiyordu. Yaninda bulunan müslümanlar da ayni duyguyu yasiyorlardi.

Henüz müsrik olan Mecdi b. Amr b. Cühenî bu iki grubun arasina girdi. Hem müslümanlarla hem de müsriklerle görüstü. Sonunda iki tarafi çarpismaktan vazgeçirdi.

Bundan Sonra Hz. Hamza'yi Bedir savasinda görüyoruz. Bedir savasinda Utbe, Vefid, Seybe meydana çiktilar. Çarpismak için er dilediler. Hz. Hamza, Seybe ile çarpisti. Bir hamlede Seybe'yi öldürdü. Daha sonra Utbe'yi ve Tuayma b. Adiyy'i öldürdü.

Hz. Hamza, Bedir savasinda kahramanca savasti. Allah ve Rasûlünün hosnutlugunu kazandi.

Bedir savasinda Hz. Hamza (r.a)'nin etkinligi ileri boyutlara ulasti ve müsriklere karsi amansiz bir savas verdi. Hârisû't-Temîmî, HzHamza'nin Bedir'deki durumunu anlatan bir rivayetinde söyle diyor: "Hamza b. Apdülmuttalib(r.a)'in, Bedir savasinda üzerinde, deve kusu olan kim" diye sordu. "Hamza b. Abdulmuttalib" diye cevap verildi. O müsrik: "Ne yaptiysa O bize yapti" diye mirildandi" (M. Yusuf Kandehlevi, Hadislerle müslümanlik, ll, 553).

Hz. Hamza, Bedir Savasini mütekaib Kaynukogullari gazvesine katildi.

Peygamber Medine'ye geldiginde Yahudilerle anlasma yapmisti. Yahudiler, Bedir savasini müslümanlarin kazanmasini hazmedemediler.

"Siz savasin ne demek oldugunu bilmeyen adamlarla çarpistiniz" dediler. Savas için firsat kollamaya basladilar.

Kaynuka gazvesi'nin genel sebebi bir kadina karsi yapilan terbiyesizliktir. Kadincagiz bazi esyalarini Kaynuka pazarinda sattiktan sonra bir kuyumcuya giriyor. Kuyumcu yahudi kadinin eteginin alt kismini üst kismina bir dikenle igneliyor. Kadincagiz ayaga kalktiginda üzeri açiliyor. Utaniyor, sikiliyor, feryat ediyor, çevresinden yardim istiyor. Kadinin yardimina kosan müslümanlar Yahudiyi öldürüyor. Yahudiler de müslümanin basina üsüsüyorlar ve onu sehid ediyorlar.

Öldürülen müslümanin akrabalari Peygamberimizden yardim istiyorlar. Bunun üzerine-Peygamberimiz Yahudilerden antlasmanin yenilenmesini istedi. Yahudiler Peygamberimizin bu istegini reddettiler.

Bu olay üzerine Peygamberimiz beyaz sancagim Hz. Hamza'nin eline verip Kaynukaogullarinin üzerine gönderdi. Kaynukaogullari Yahudileri bekledikleri yardima kavusamayinca teslim olmak zorunda kaldilar.

Bedir savasi'nin acisini unutmayan Kureysliler yeniden savas için hazirliga basladilar. Bir yil önceki kervanin gelirini savas için harcamaya karar verdiler. Savas için degisik müsrik kabilelerden yardim isteyerek büyük bir kuvvet olusturdular.

Bu kez de Kureys'in kadinlari da katilacakti. Bedir Savasi'nin bozgunla bitmesi sebebiyle müsrik kadinlar erkeklerini suçluyorlardi. Bedir'in matemini tutarak erkekleri savasa tesvik ediyorlardi.

Cübeyr b. Mut'i'nin Vahsi adinda Habesli bir kölesi vardi. Bu köle harbe (Habeslilere özgü bir mizrak) atmakta oldukça maharetli idi. Hz. Hamza, Cübeyr b. Mut'im'in amcasi Tuayma b. Adiyy'i Bedir savasinda öldürmüstü. Cübeyr, amcasinin acisini unutmamisti. Kölesi Vahsi ile konustu. Hz. Hamza'yi öldürmesi sartiyla kendisini serbest birakacagini bildirdi.

Peygamberimiz, Medine'nin içinde kalmayi, savunma savasi yapmayi düsünüyordu. Bedir Savasi'na katilmayanlar düsmanla yüz yüze gelmek, Medine disinda savasmak istiyorlardi. Peygamberimiz Ashabin bu tavri karsisinda Medine disinda savasilmasina karar verdi.

Hz. Hamza'da Medine disinda savasilmasina taraftardi. Hattâ Peygamberimize "sana, kitabi indirmis olan Allah'a yemine eder, and içerim ki, bu kilicima Medine disinda Kureys müsrikleriyle çarpismadikça yemek yemeyecegim" demisti.

Hz. Hamza Cuma günü oruçlu idi. Cumartesi müsriklerle karsilastigi zaman da oruçlu bulunuyordu.

Peygamberimiz, sabahleyin "Rüyada, meleklerin, Hamza'yi yikadiklarini gördüm" diye buyurdu. Uhut bölgesine varildi, orduya savas düzeni verildi. Kureys'in birinci bayraktari Talha b. Ebî Talha, Hz. Ali tarafindan, ikinci bayraktari Osman b: Ebî Talha da Hz. Hamza tarafindan öldürüldü. Sancaktarlarin ölmesi Kureys'i saskina çevirdi. Sarsildilar, sendelediler. Halid b. Velid'in saldirilari da sonuç vermedi: Müsrikler, kaçismaya basladilar. Hz. Hamza Uhud günü "ben Allah'in Arslaniyim" diyerek kihç salladi. Sâfvân, Hz. Hamza'yi savasirken görüyor, "Ben, bugüne kadar kavmini öldürmeye onun kadar hirsli bir kimse daha görmedim" buyuruyor. Uhud savasinda müsriklerin çogunu Hz. Hamza öldürmüstür.

Kureysliler bozguna ugrayip kaçmaya baslayinca Peygamberimiz tarafindan görevlendirilen okçular yerlerini birakmaya basladilar. Birbirlerine "ne duruyorsunuz? Allah, düsmani bozguna ugratti. Siz de, müsriklerin ordugahina giriniz. Kardeslerinizle birlikte ganimet toplayiniz" dediler. Diger bir kismi bu teklife itiraz ettiler. "Siz Rasûlullah'in: Bizi arkamizdan koruyunuz! Sakin yerinizden ayrilmayiniz! Bizim öldürüldügümüzü görürseniz de yardimimiza kosmayiniz! Ganimet topladigimizi görürseniz de, bize katilmayiniz! Bizi arkamizdan koruyunuz" buyurdugunu bilmiyor musunuz?" dediler.

Okçular, komutanlari Abdullah b. Cübeyr'i dinlemediler; "ganimetten nasibimizi alacagiz" diyerek yerlerini terkettiler. Abdullah b. Cübeyr'in yaninda çok az bir kuvvetin kaldigini gören Halid b. Velid bu firsati degerlendirmek istedi. Kuvvetlerini bir araya topladi, okçularin üzerine yürüdü. Abdullah b. Cübeyr, kendilerine dogru bir kuvvetin geldigini görünce arkadaslarina dagilmamalarini söyledi. Müslüman okçular, üzerlerine gelen Kureys müsriklerini ok yagmuruna tuttular. Oklari bitinceye kadar kahramanca savastilar. Abdullah b. Cübeyr, oklari bitince mizragi ile savasti. daha sonra kilicini kinindan siyirdi. Sehid düsünceye kadar çarpisti. Digerleri de ayni sekilde savastilar. Kureys'in süvarileri insanliga yakismayan bir davranisla Abdullah b. Cübeyr'in karnini destiler, barsaklarini döktüler.

Okçularin yerlerini birakmasi, kalan kisminin sehid edilmesiyle müslümanlar gâfil avlandilar. Hem arkadan, hem önden kusatildilar. Müslümanlar saskinlikla birbirlerine kiliç sallamaya basladilar.

Hâris b. Amr kizi ile Utbe'nin kizi Hind de Hz. Hamza'yi öldürmesi için Vahsi'yi. tesvik ediyorlardi. Vahsi, açik dövüsmekten korkuyor, gizli dövüsmeyi tercih ediyordu.

Vahsi, Uhud Savasindaki durumu söyle açikliyor: "Halk arasinda Ali'yi aradim. Çok uyanik, girisken, çevik, çekingen ve etrafina çok bakinan bir adamdi. Kendi kendime:"benim aradigim adam bu degildir" dedim. O sirada Hamza'yi gördüm. Halki kasip kavuruyor, kesip biçiyordu. Firsat kollamak için kayanin arkasina gizlendim. Bir ara Siba'b. Ümmü Emmâr "var mi benle çarpisacak bir yigit' diyerek meydan okuyordu. Hamza ona: "Allah ve Rasûlüne sen misin meydan okuyan' dedi. Göz açtirmadan, bacaklarindan vurdu yere serdi. Sel sulari arkalarina eristigi sirada ayagi kayip düsünce mizragimi firlatip attim; bögründen vurdum."

Hz. Hamza'yi Sehid eden Vahsi daha sonra bir kenara çekilir. Hind üzerindeki takilarini çikarir Vahsi'ye verir. Hz. Hamza'nin yanina gelen Hind, onun burnunu, kulaklarini keser, cesedine iskence yapar, hatta cigerini bile çigneyerek parçalar.

Vahsi müslüman olusunu anlatirken: "Mekke'nin fethinden sonra Mekke'ye gelerek Rasûl-i Ekremi gördüm. Bana dedi ki: "Sen Vahsi misin?" Ben cevap verdim: "Evet" Hamza'yi sen mi öldürdün? buyurdular. "Öyle oldu" dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü buyururdular ki: "bana yüzünü göstermemen mümkün mü? Ben de çikip gittim. Rasûlullah'in vefatindan sonra yalanci peygamber Müseyleme ortaya çikti. Belki bu herifi öldürürüm de günahimi öderim, diye düsündüm. Müslûmanlarla birlikte Yemâme'ye gittim ve bildiginiz gibi Mûseyleme'yi öldürdüm (Sahihi Buharî, V, 36, 37).

Allah Rasûlünün Hz. Hamza'ya derin bir sevgisi vardi. Bu sevgiden dolayi elinde olmayarak "Vahsi"ye karsi olumsuz bir tutum içinde olmaktan da çekiniyordu. Bu sebeple de Vahsi'yi görmek istememisti.

Peygamberimiz, Hz. Hamza'nin sehit oldugunu ögrenince onun basi ucuna gelir ve dua eder. Hz. Hamza, kiz kardesi Safiyye'nin getirdigi bir hirka ile kefenlendi. Peygamberimiz, amcasi Hamzâ'nin cenaze namazini kildirdi. Hz. Hamza, Uhud'a defnedildi.

Hz. Peygamber'den iki veya dört yas büyük olan Hamza, öldürüldügünde elli yedi yasinda idi. Hz. Peygamber (s.a.s) öldürülen her sehid ile beraber Hamza'nin namazini tekrarlamis; o gün yetmis iki defa onun cenaze namazini kildirmistir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ilk cenaze namazi kildigi sehidin de Hz. Hamza oldugu söylenmistir. Hz. Hamza'nin esi, çocuklari Medine'de olmadigi için sehâdetine aglanmamis bunu gören Hz. Peygamber "Hamza'nin niye aglayanlari yok" buyurmustur. Bunu duyan Ensâr önce Hamza için sonra kendi sehidleri için aglamaya basliyorlar. Tarihçi Vâkidî (V. 207/223) benim zamanima kadar bu adet devam etmekteydi diye naklediyor (Ibnü'l-Esir, Usdü'l-Gâbe, II, 51, 55).

Hz. Hamza, bir gün Peygamber Efendimize gelerek Cebraîl (a.s)'i asli yapisiyla görmek istedigini bildirdi. Peygamberimiz, Hz. Hamza'ya "O'nu görmeye dayanabilir misin?" diye sordu. Hz. Hamza, "Evet, dayanabilirim" diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz "otur, öyleyse" buyurdular. Cebrail (a.s.) müsriklerin Kâbe'yi tavaf edecekleri zaman elbiselerini üzerine koymakta olduklari kütüge indi. Peygamberimiz Hz. Hamza'ya "Kaldir gözünü, bak" dedi. Hz. Hamza'ya bakip, Cebrail'in zebercede yesil cevhere benzeyen ayaklarini görünce bayildi. Arkasinin üzerine düstü. Bu olayi Ibn Sa'd Tabakat'inda anlatmaktadir.

Hz. Hamza Peygamber (s.a.s)'den su hadisi rivâyet etmistir: "Su duayi hiç birakmayin; "Allahümme inni es'eluke bismike'l-a'zam ve ridvânike'lekber" (Ibn Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 55).
Hz. Peygamber'in amcasi, Sehidlerin efendisi.

Künyesi; Ebn Ya'la veya Ebû Ammâre; Lakabi; Esedullah (Allah'in Aslani)dir. Babasi Abdulmuttalib, annesi Hâle'dir.

Hz. Hamza, Peygamberimizin amcalarinin en küçügüdür. Dogumdan bir kaç gün sonra, Peygamberimizi emziren Ebû Lebeb'in câriyesi Süveybe daha önceleri Hz. Hamza'yi da emzirmis oldugundan, Hamza Peygamberimizin süt kardesi idi.

Hz. Hamza, orta boylu, güçlü kuvvetli, heybetli, onurlu bir sahabîdir. Hz. Hamza (r.a) iyi bir avci, keskin nisanci, Kureys'in en sereflilerindendir. Mazlumlara yardim etmeyi seven cesur bir savasçiydi. Av dönüsü evine gitmeden Ka'be'yi tavaf edecek kadar kutsal kabul ettigi degerlere saygili, karsilastigi sahislara selâm verip sohbet etmesini seven mürüvvetli bir insandi. Onun gençlik dönemine ait bilgilerimiz yok denecek kadar azdir (Ibnu'l-Esîr, Isdit'l-Gâbe, II, 52).

Peygamberimiz yakinlarina Islâm'i teblig etmis olmasina ragmen, Hz. Hamza henüz müslüman olmamisti. Ebû Cehil'in Peygamberimize yaptigi bir hakaret sonucunda müslüman olmustur. Peygamberimiz bir gün Safâ tepesinde iken Ebû Cehil ve arkadaslari onun yanina gelirler. Ebû Cehil Peygamberimize hakaret eder. Abdullah b. Cüdâ'nin câriyesi bu olayi seyredin av dönüsü Kabe'ye ugramayi âdet edinen Hz. Hamza'ya anlatir. Hz. Hamza, eve gitmeden Ebû Cehil'in yanina ugrayarak elindeki yayi Ebû Cehil'in kafasina çalar, basini yaralar ve hakaret eder. Bir gün sonra da Allah Rasûlünün yanina giderek (Bi'set'ten iki yol sonra) müslüman olur.

Hz. Hamza'nin müslüman olmasi Peygamberimizi çok sevindirmistir. Onun Islâm'a girmesiyle müslümanlar güçlendi. Müsrikler rahatsiz oldular.

Mekke müsrikleri, hicretten sonra da rahat durmadilar. Peygamberimizin ve müslümanlarin Medine'den çikarilmasi için Abdullah b. Übeyy, Hazreç ve Evs kabilesi müsrikleriyle iliski kurdular. Müslümanlarin hac yollarini da kapadilar.

Müsriklerin gözlerini korkutmak, Sam ticaret yollarini keserek onlari sikintiya düsürmek gerekiyordu. Peygamberimiz bu amaçla Hz. Hamza'yi Sifu'l-Bahr'a gönderdi. Otuz kisilik bir kuvvetle Hz. Hamza belirtilen yere vardi. Müsriklerin kervam Sifu'l-Bahra gelmisti. Kervanda Ebû Cehil de bulunuyordu. Üçyüz kisilik bir kuvvetleri vardi.

Hz. Hamza, müsriklerle çarpismak istiyordu. Yaninda bulunan müslümanlar da ayni duyguyu yasiyorlardi.

Henüz müsrik olan Mecdi b. Amr b. Cühenî bu iki grubun arasina girdi. Hem müslümanlarla hem de müsriklerle görüstü. Sonunda iki tarafi çarpismaktan vazgeçirdi.

Bundan Sonra Hz. Hamza'yi Bedir savasinda görüyoruz. Bedir savasinda Utbe, Vefid, Seybe meydana çiktilar. Çarpismak için er dilediler. Hz. Hamza, Seybe ile çarpisti. Bir hamlede Seybe'yi öldürdü. Daha sonra Utbe'yi ve Tuayma b. Adiyy'i öldürdü.

Hz. Hamza, Bedir savasinda kahramanca savasti. Allah ve Rasûlünün hosnutlugunu kazandi.

Bedir savasinda Hz. Hamza (r.a)'nin etkinligi ileri boyutlara ulasti ve müsriklere karsi amansiz bir savas verdi. Hârisû't-Temîmî, HzHamza'nin Bedir'deki durumunu anlatan bir rivayetinde söyle diyor: "Hamza b. Apdülmuttalib(r.a)'in, Bedir savasinda üzerinde, deve kusu olan kim" diye sordu. "Hamza b. Abdulmuttalib" diye cevap verildi. O müsrik: "Ne yaptiysa O bize yapti" diye mirildandi" (M. Yusuf Kandehlevi, Hadislerle müslümanlik, ll, 553).

Hz. Hamza, Bedir Savasini mütekaib Kaynukogullari gazvesine katildi.

Peygamber Medine'ye geldiginde Yahudilerle anlasma yapmisti. Yahudiler, Bedir savasini müslümanlarin kazanmasini hazmedemediler.

"Siz savasin ne demek oldugunu bilmeyen adamlarla çarpistiniz" dediler. Savas için firsat kollamaya basladilar.

Kaynuka gazvesi'nin genel sebebi bir kadina karsi yapilan terbiyesizliktir. Kadincagiz bazi esyalarini Kaynuka pazarinda sattiktan sonra bir kuyumcuya giriyor. Kuyumcu yahudi kadinin eteginin alt kismini üst kismina bir dikenle igneliyor. Kadincagiz ayaga kalktiginda üzeri açiliyor. Utaniyor, sikiliyor, feryat ediyor, çevresinden yardim istiyor. Kadinin yardimina kosan müslümanlar Yahudiyi öldürüyor. Yahudiler de müslümanin basina üsüsüyorlar ve onu sehid ediyorlar.

Öldürülen müslümanin akrabalari Peygamberimizden yardim istiyorlar. Bunun üzerine-Peygamberimiz Yahudilerden antlasmanin yenilenmesini istedi. Yahudiler Peygamberimizin bu istegini reddettiler.

Bu olay üzerine Peygamberimiz beyaz sancagim Hz. Hamza'nin eline verip Kaynukaogullarinin üzerine gönderdi. Kaynukaogullari Yahudileri bekledikleri yardima kavusamayinca teslim olmak zorunda kaldilar.

Bedir savasi'nin acisini unutmayan Kureysliler yeniden savas için hazirliga basladilar. Bir yil önceki kervanin gelirini savas için harcamaya karar verdiler. Savas için degisik müsrik kabilelerden yardim isteyerek büyük bir kuvvet olusturdular.

Bu kez de Kureys'in kadinlari da katilacakti. Bedir Savasi'nin bozgunla bitmesi sebebiyle müsrik kadinlar erkeklerini suçluyorlardi. Bedir'in matemini tutarak erkekleri savasa tesvik ediyorlardi.

Cübeyr b. Mut'i'nin Vahsi adinda Habesli bir kölesi vardi. Bu köle harbe (Habeslilere özgü bir mizrak) atmakta oldukça maharetli idi. Hz. Hamza, Cübeyr b. Mut'im'in amcasi Tuayma b. Adiyy'i Bedir savasinda öldürmüstü. Cübeyr, amcasinin acisini unutmamisti. Kölesi Vahsi ile konustu. Hz. Hamza'yi öldürmesi sartiyla kendisini serbest birakacagini bildirdi.

Peygamberimiz, Medine'nin içinde kalmayi, savunma savasi yapmayi düsünüyordu. Bedir Savasi'na katilmayanlar düsmanla yüz yüze gelmek, Medine disinda savasmak istiyorlardi. Peygamberimiz Ashabin bu tavri karsisinda Medine disinda savasilmasina karar verdi.

Hz. Hamza'da Medine disinda savasilmasina taraftardi. Hattâ Peygamberimize "sana, kitabi indirmis olan Allah'a yemine eder, and içerim ki, bu kilicima Medine disinda Kureys müsrikleriyle çarpismadikça yemek yemeyecegim" demisti.

Hz. Hamza Cuma günü oruçlu idi. Cumartesi müsriklerle karsilastigi zaman da oruçlu bulunuyordu.

Peygamberimiz, sabahleyin "Rüyada, meleklerin, Hamza'yi yikadiklarini gördüm" diye buyurdu. Uhut bölgesine varildi, orduya savas düzeni verildi. Kureys'in birinci bayraktari Talha b. Ebî Talha, Hz. Ali tarafindan, ikinci bayraktari Osman b: Ebî Talha da Hz. Hamza tarafindan öldürüldü. Sancaktarlarin ölmesi Kureys'i saskina çevirdi. Sarsildilar, sendelediler. Halid b. Velid'in saldirilari da sonuç vermedi: Müsrikler, kaçismaya basladilar. Hz. Hamza Uhud günü "ben Allah'in Arslaniyim" diyerek kihç salladi. Sâfvân, Hz. Hamza'yi savasirken görüyor, "Ben, bugüne kadar kavmini öldürmeye onun kadar hirsli bir kimse daha görmedim" buyuruyor. Uhud savasinda müsriklerin çogunu Hz. Hamza öldürmüstür.

Kureysliler bozguna ugrayip kaçmaya baslayinca Peygamberimiz tarafindan görevlendirilen okçular yerlerini birakmaya basladilar. Birbirlerine "ne duruyorsunuz? Allah, düsmani bozguna ugratti. Siz de, müsriklerin ordugahina giriniz. Kardeslerinizle birlikte ganimet toplayiniz" dediler. Diger bir kismi bu teklife itiraz ettiler. "Siz Rasûlullah'in: Bizi arkamizdan koruyunuz! Sakin yerinizden ayrilmayiniz! Bizim öldürüldügümüzü görürseniz de yardimimiza kosmayiniz! Ganimet topladigimizi görürseniz de, bize katilmayiniz! Bizi arkamizdan koruyunuz" buyurdugunu bilmiyor musunuz?" dediler.

Okçular, komutanlari Abdullah b. Cübeyr'i dinlemediler; "ganimetten nasibimizi alacagiz" diyerek yerlerini terkettiler. Abdullah b. Cübeyr'in yaninda çok az bir kuvvetin kaldigini gören Halid b. Velid bu firsati degerlendirmek istedi. Kuvvetlerini bir araya topladi, okçularin üzerine yürüdü. Abdullah b. Cübeyr, kendilerine dogru bir kuvvetin geldigini görünce arkadaslarina dagilmamalarini söyledi. Müslüman okçular, üzerlerine gelen Kureys müsriklerini ok yagmuruna tuttular. Oklari bitinceye kadar kahramanca savastilar. Abdullah b. Cübeyr, oklari bitince mizragi ile savasti. daha sonra kilicini kinindan siyirdi. Sehid düsünceye kadar çarpisti. Digerleri de ayni sekilde savastilar. Kureys'in süvarileri insanliga yakismayan bir davranisla Abdullah b. Cübeyr'in karnini destiler, barsaklarini döktüler.

Okçularin yerlerini birakmasi, kalan kisminin sehid edilmesiyle müslümanlar gâfil avlandilar. Hem arkadan, hem önden kusatildilar. Müslümanlar saskinlikla birbirlerine kiliç sallamaya basladilar.

Hâris b. Amr kizi ile Utbe'nin kizi Hind de Hz. Hamza'yi öldürmesi için Vahsi'yi. tesvik ediyorlardi. Vahsi, açik dövüsmekten korkuyor, gizli dövüsmeyi tercih ediyordu.

Vahsi, Uhud Savasindaki durumu söyle açikliyor: "Halk arasinda Ali'yi aradim. Çok uyanik, girisken, çevik, çekingen ve etrafina çok bakinan bir adamdi. Kendi kendime:"benim aradigim adam bu degildir" dedim. O sirada Hamza'yi gördüm. Halki kasip kavuruyor, kesip biçiyordu. Firsat kollamak için kayanin arkasina gizlendim. Bir ara Siba'b. Ümmü Emmâr "var mi benle çarpisacak bir yigit' diyerek meydan okuyordu. Hamza ona: "Allah ve Rasûlüne sen misin meydan okuyan' dedi. Göz açtirmadan, bacaklarindan vurdu yere serdi. Sel sulari arkalarina eristigi sirada ayagi kayip düsünce mizragimi firlatip attim; bögründen vurdum."

Hz. Hamza'yi Sehid eden Vahsi daha sonra bir kenara çekilir. Hind üzerindeki takilarini çikarir Vahsi'ye verir. Hz. Hamza'nin yanina gelen Hind, onun burnunu, kulaklarini keser, cesedine iskence yapar, hatta cigerini bile çigneyerek parçalar.

Vahsi müslüman olusunu anlatirken: "Mekke'nin fethinden sonra Mekke'ye gelerek Rasûl-i Ekremi gördüm. Bana dedi ki: "Sen Vahsi misin?" Ben cevap verdim: "Evet" Hamza'yi sen mi öldürdün? buyurdular. "Öyle oldu" dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü buyururdular ki: "bana yüzünü göstermemen mümkün mü? Ben de çikip gittim. Rasûlullah'in vefatindan sonra yalanci peygamber Müseyleme ortaya çikti. Belki bu herifi öldürürüm de günahimi öderim, diye düsündüm. Müslûmanlarla birlikte Yemâme'ye gittim ve bildiginiz gibi Mûseyleme'yi öldürdüm (Sahihi Buharî, V, 36, 37).

Allah Rasûlünün Hz. Hamza'ya derin bir sevgisi vardi. Bu sevgiden dolayi elinde olmayarak "Vahsi"ye karsi olumsuz bir tutum içinde olmaktan da çekiniyordu. Bu sebeple de Vahsi'yi görmek istememisti.

Peygamberimiz, Hz. Hamza'nin sehit oldugunu ögrenince onun basi ucuna gelir ve dua eder. Hz. Hamza, kiz kardesi Safiyye'nin getirdigi bir hirka ile kefenlendi. Peygamberimiz, amcasi Hamzâ'nin cenaze namazini kildirdi. Hz. Hamza, Uhud'a defnedildi.

Hz. Peygamber'den iki veya dört yas büyük olan Hamza, öldürüldügünde elli yedi yasinda idi. Hz. Peygamber (s.a.s) öldürülen her sehid ile beraber Hamza'nin namazini tekrarlamis; o gün yetmis iki defa onun cenaze namazini kildirmistir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ilk cenaze namazi kildigi sehidin de Hz. Hamza oldugu söylenmistir. Hz. Hamza'nin esi, çocuklari Medine'de olmadigi için sehâdetine aglanmamis bunu gören Hz. Peygamber "Hamza'nin niye aglayanlari yok" buyurmustur. Bunu duyan Ensâr önce Hamza için sonra kendi sehidleri için aglamaya basliyorlar. Tarihçi Vâkidî (V. 207/223) benim zamanima kadar bu adet devam etmekteydi diye naklediyor (Ibnü'l-Esir, Usdü'l-Gâbe, II, 51, 55).

Hz. Hamza, bir gün Peygamber Efendimize gelerek Cebraîl (a.s)'i asli yapisiyla görmek istedigini bildirdi. Peygamberimiz, Hz. Hamza'ya "O'nu görmeye dayanabilir misin?" diye sordu. Hz. Hamza, "Evet, dayanabilirim" diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz "otur, öyleyse" buyurdular. Cebrail (a.s.) müsriklerin Kâbe'yi tavaf edecekleri zaman elbiselerini üzerine koymakta olduklari kütüge indi. Peygamberimiz Hz. Hamza'ya "Kaldir gözünü, bak" dedi. Hz. Hamza'ya bakip, Cebrail'in zebercede yesil cevhere benzeyen ayaklarini görünce bayildi. Arkasinin üzerine düstü. Bu olayi Ibn Sa'd Tabakat'inda anlatmaktadir.

Hz. Hamza Peygamber (s.a.s)'den su hadisi rivâyet etmistir: "Su duayi hiç birakmayin; "Allahümme inni es'eluke bismike'l-a'zam ve ridvânike'lekber" (Ibn Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 55).

HZ HAMZAYI OLDUREN VAHSININ MUSLUMAN OLUSU



Hazreti Hamza'yı şehit eden Vahşî'nin Müslüman oluşu Vahşî, Hazreti Hamza'yı şehit ettikten sonra Mekke'ye döndü Mekke fethedilince de Taif'e kaçtı Taifliler de, İslâm'a girmek için Resûlullah'ın yanına gidiyorlardı Artık Vahşî'nin kaçacak yeri kalmamıştı

Kâinatın Efendisi, Vahşî'yi İslâm'a davet için haber gönderdi Vahşî ise Resûlullah'a şu cevabı iletti: "Ya Muhammed beni nasıl İslâm'a çağırırsın?! Allah'a şirk koşanlar, Allah'ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler, zina edenler günahlarının cezasını çekerler Kıyamette, o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur, azap ve zillet içinde ebedî kalırHâlbuki ben bunların hepsini yaptım Daha benim bir kurtuluşum olur mu?" Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: "Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadırAllah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir Çünkü Allah gafurdur, rahimdir" (Furkan, 25/70) Bunun üzerine Vahşî: "Ya Muhammed, 'Dönüş yapıp iman etme, güzel ve makbul işler işleme' çok çetin bir şarttır Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam"


Hemen ardından şu âyet nazil oldu: "Şurası muhakkak ki, Allah kendisine şirk oşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder" (Nisa, 4/48)


Yine Vahşî; "Yâ Muhammed, bu konuda görüşün nedir? Affetmek, Allah'ın hikmet ve iradesine bağlıdır Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?" diye sordu Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: "Ey Şanlı Nebî, sen şunu tebliğ et: 'Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz Allah, dilerse bütün günahları mağfiret eder Çünkü O, gafur ve rahimdir, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur" (Zümer, 39/53}


Vahşî, tam istediği cevabı almıştı Derhal Müslüman oldu Bazı insanlar dediler ki: "Yâ Resûl! Biz de Vahşî'nin yaptığı gibi yapmıştık Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?" Fahr-i Kâinat, "Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir" buyurdular

HzHamzayı şehit eden vahşi"nin müslüman oluşu
Hz.Hamzayı şehit eden vahşi"nin müslüman oluşu
Hazreti Hamza'yı şehit eden Vahşî'nin Müslüman oluşu Vahşî, Hazreti Hamza'yı şehit ettikten sonra Mekke'ye döndü Mekke fethedilince de Taif'e kaçtı Taifliler de, İslâm'a girmek için Resûlullah'ın yanına gidiyorlardı Artık Vahşî'nin kaçacak yeri kalmamıştı

Kâinatın Efendisi, Vahşî'yi İslâm'a davet için haber gönderdi Vahşî ise Resûlullah'a şu cevabı iletti: "Ya Muhammed beni nasıl İslâm'a çağırırsın?! Allah'a şirk koşanlar, Allah'ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler, zina edenler günahlarının cezasını çekerler Kıyamette, o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur, azap ve zillet içinde ebedî kalırHâlbuki ben bunların hepsini yaptım Daha benim bir kurtuluşum olur mu?" Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: "Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadırAllah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir Çünkü Allah gafurdur, rahimdir" (Furkan, 25/70) Bunun üzerine Vahşî: "Ya Muhammed, 'Dönüş yapıp iman etme, güzel ve makbul işler işleme' çok çetin bir şarttır Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam"


Hemen ardından şu âyet nazil oldu: "Şurası muhakkak ki, Allah kendisine şirk oşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder" (Nisa, 4/48)


Yine Vahşî; "Yâ Muhammed, bu konuda görüşün nedir? Affetmek, Allah'ın hikmet ve iradesine bağlıdır Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?" diye sordu Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: "Ey Şanlı Nebî, sen şunu tebliğ et: 'Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz Allah, dilerse bütün günahları mağfiret eder Çünkü O, gafur ve rahimdir, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur" (Zümer, 39/53}


Vahşî, tam istediği cevabı almıştı Derhal Müslüman oldu Bazı insanlar dediler ki: "Yâ Resûl! Biz de Vahşî'nin yaptığı gibi yapmıştık Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?" Fahr-i Kâinat, "Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir" buyurdular

-Vahşi(R.A.) mü'mindi,ve Hasan Basri(R.A) gibi bir tabiinin dilinde şu tebrik,şu takdirle anlatılıyordu
-"Ömer bin Abdülaziz gibi Hülefa-i Raşidinin beşincisi sayılan O büyük insan Vahşi'nin atının burnunda ancak bir toz olabilir" tebrikiyle anılıyordu.
-Buna rağmen onda derin bir mesuliyet duygusu vardı,Hamza'yı şehit etmiş,Uhud'un kaderinde tesiri olmuş ve sonrada müslüman olduktan sonra "bana görünme" ithabıyla ithablanmıştı
-Nihayet Yemame önüne çıkmıştı,Yemame çok çetin bir muhabere meydanıydı,burada inşallah ölürüm diyordu,Salim'in şehit olduğu yerde,Huzeyfe'nin doğrandığı yerde,Ebu Akil'in parçalandığı yerde Allah bana da nasip eder diye Yemame'ye kadar gitmişti
-Müseyleme'yi Allah karşısına çıkarmıştı,yalancı peygamberi,bu demirler içinde,tunç gibi insan Vahşi'nin karşısına çıkınca bir sahabi Allah düşmanı diye Müseyleme'yi işaret etmişti
-Hatırı olarak elinde taşıdığı paslı bir mızrak vardı,bu mızrakı 7-8 sene evvel göklerde Allah'ın Aslanı olarak yazılan Hz.Hamza'nın sinesine saplamıştı,hatırı olarak yanında bulunduruyordu
-O paslı mızrağın başka yapacağı bir iş daha vardı,Müseyleme'nin sinesine saplanacaktı,işte orada müseylemenin sinesine(Hocaefendi ağlıyor)....mızrağını vazifesini gördükten sonra başını yere koymuş "artık ya Resulallah sana görünebilirim mi" diyordu.
-Zira kafirken müslümanların en hayırlısı şehit ettim,müslümanken kafirlerin en şerlisini öldürdüm artık huzur-u risalet penahiye çıkabilirim mi diyordu
-Bilmem ki Vahşi'nin bu son vazifesini yapması,onun içinde mesuliyet duygusunu ,vazife şuurunu,işlediği cürmün ağırlığını çıkmasına vesile olabilmiş midir?
-Bu mevzuda kimse bize katii bişey söylemiş değildir,bizde bu mevzuda bişey bilmiyoruz.
-Belki vahşi Huzur-u Kibriya'ya giderken yine ağlıyordu
-Niye ağlıyordu
-Bir kul olduğu halde,bir kulun yapması gereken şeyleri yapamadığından ötürü ağlıyordu
-Allah'ı bildiği,tanıdığı halde,Allah'ı bildiren binlerce şeair,binlerce alamet,tarrakalarla O'nun mevcudiyetini ilan ettiği halde O bunu bilememiş,uzun seneler cürüm ve günah işlemiş,kirlenmiş,Allah'ın huzuruna giderken işte bunun ağırlığı altında gidiyordu.

-Resul-ü Ekrem(S.A.V) bakışıyla,edasıyla ona şu sözü söylemişti "sen amcam Hamza'yı şehit ettin, didik didik ettin,seni görünce amcamı hatırlarım,elimde olmayarak
hakim olmadığım kalbim sana kırılır,mümkünse bana seyrek görün demişti"
-İman içine girdikten sonra Resul-ü Ekrem(S.A.V)'den uzak kalmanın imkamı var mıydı? yoktu ama fermana da boyun eğmek icap ediyordu
-Vahşi 1-2 sene yaşadı,yaşadı amma Efendimiz(S.A.V) minberin bu tarafındaysa,o minberin öbür tarafından yüzüne bakıyor,tebessümünü yakalamaya çalışıyordu
Selam verirse dudaklarınde gezen kelimeleri yakalamaya çalışıyordu.
-Yaşadığı 2 sene zarfında Efendimiz'in artık bana görünebilirsin beşaretini,sözünü,teklifini duymamıştı.
-Birgün Kainatın Fahrı(S.A.V) vefat edip gidince,güneş batınca,Vahşi'nin içinde doğan güneş hepten gurup etmişti.
-Artık bütün dünyası zulmani bir keyfiyet almıştı,acaba bana mana aleminde artık gel diyebilir mi Resul-ü Ekrem(S.A.V) diye intizar ediyordu
-Muharebe meydanlarını kovalıyordu,vefat etsinde artık,bu ağır yükü sırtında taşımasın,Allah'ın huzuruna gitsin bunu düşünüyordu.