16 Ağustos 2012 Perşembe

HZ HAMZAYI OLDUREN VAHSININ MUSLUMAN OLUSU



Hazreti Hamza'yı şehit eden Vahşî'nin Müslüman oluşu Vahşî, Hazreti Hamza'yı şehit ettikten sonra Mekke'ye döndü Mekke fethedilince de Taif'e kaçtı Taifliler de, İslâm'a girmek için Resûlullah'ın yanına gidiyorlardı Artık Vahşî'nin kaçacak yeri kalmamıştı

Kâinatın Efendisi, Vahşî'yi İslâm'a davet için haber gönderdi Vahşî ise Resûlullah'a şu cevabı iletti: "Ya Muhammed beni nasıl İslâm'a çağırırsın?! Allah'a şirk koşanlar, Allah'ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler, zina edenler günahlarının cezasını çekerler Kıyamette, o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur, azap ve zillet içinde ebedî kalırHâlbuki ben bunların hepsini yaptım Daha benim bir kurtuluşum olur mu?" Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: "Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadırAllah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir Çünkü Allah gafurdur, rahimdir" (Furkan, 25/70) Bunun üzerine Vahşî: "Ya Muhammed, 'Dönüş yapıp iman etme, güzel ve makbul işler işleme' çok çetin bir şarttır Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam"


Hemen ardından şu âyet nazil oldu: "Şurası muhakkak ki, Allah kendisine şirk oşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder" (Nisa, 4/48)


Yine Vahşî; "Yâ Muhammed, bu konuda görüşün nedir? Affetmek, Allah'ın hikmet ve iradesine bağlıdır Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?" diye sordu Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: "Ey Şanlı Nebî, sen şunu tebliğ et: 'Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz Allah, dilerse bütün günahları mağfiret eder Çünkü O, gafur ve rahimdir, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur" (Zümer, 39/53}


Vahşî, tam istediği cevabı almıştı Derhal Müslüman oldu Bazı insanlar dediler ki: "Yâ Resûl! Biz de Vahşî'nin yaptığı gibi yapmıştık Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?" Fahr-i Kâinat, "Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir" buyurdular

HzHamzayı şehit eden vahşi"nin müslüman oluşu
Hz.Hamzayı şehit eden vahşi"nin müslüman oluşu
Hazreti Hamza'yı şehit eden Vahşî'nin Müslüman oluşu Vahşî, Hazreti Hamza'yı şehit ettikten sonra Mekke'ye döndü Mekke fethedilince de Taif'e kaçtı Taifliler de, İslâm'a girmek için Resûlullah'ın yanına gidiyorlardı Artık Vahşî'nin kaçacak yeri kalmamıştı

Kâinatın Efendisi, Vahşî'yi İslâm'a davet için haber gönderdi Vahşî ise Resûlullah'a şu cevabı iletti: "Ya Muhammed beni nasıl İslâm'a çağırırsın?! Allah'a şirk koşanlar, Allah'ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürenler, zina edenler günahlarının cezasını çekerler Kıyamette, o büyük duruşma gününde cezaları katmerli olur, azap ve zillet içinde ebedî kalırHâlbuki ben bunların hepsini yaptım Daha benim bir kurtuluşum olur mu?" Bunun üzerine Allah (cc) şu âyeti inzal buyurdu: "Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadırAllah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir Çünkü Allah gafurdur, rahimdir" (Furkan, 25/70) Bunun üzerine Vahşî: "Ya Muhammed, 'Dönüş yapıp iman etme, güzel ve makbul işler işleme' çok çetin bir şarttır Bana kalırsa ben bu işin altından kalkamam"


Hemen ardından şu âyet nazil oldu: "Şurası muhakkak ki, Allah kendisine şirk oşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder" (Nisa, 4/48)


Yine Vahşî; "Yâ Muhammed, bu konuda görüşün nedir? Affetmek, Allah'ın hikmet ve iradesine bağlıdır Bilmiyorum; beni bağışlar mı bağışlamaz mı?" diye sordu Akabinde hemen şu âyet nazil oldu: "Ey Şanlı Nebî, sen şunu tebliğ et: 'Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz Allah, dilerse bütün günahları mağfiret eder Çünkü O, gafur ve rahimdir, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur" (Zümer, 39/53}


Vahşî, tam istediği cevabı almıştı Derhal Müslüman oldu Bazı insanlar dediler ki: "Yâ Resûl! Biz de Vahşî'nin yaptığı gibi yapmıştık Aynı şartlar bizim için de geçerli mi?" Fahr-i Kâinat, "Bu şartlar bütün Müslümanlar için geçerlidir" buyurdular

-Vahşi(R.A.) mü'mindi,ve Hasan Basri(R.A) gibi bir tabiinin dilinde şu tebrik,şu takdirle anlatılıyordu
-"Ömer bin Abdülaziz gibi Hülefa-i Raşidinin beşincisi sayılan O büyük insan Vahşi'nin atının burnunda ancak bir toz olabilir" tebrikiyle anılıyordu.
-Buna rağmen onda derin bir mesuliyet duygusu vardı,Hamza'yı şehit etmiş,Uhud'un kaderinde tesiri olmuş ve sonrada müslüman olduktan sonra "bana görünme" ithabıyla ithablanmıştı
-Nihayet Yemame önüne çıkmıştı,Yemame çok çetin bir muhabere meydanıydı,burada inşallah ölürüm diyordu,Salim'in şehit olduğu yerde,Huzeyfe'nin doğrandığı yerde,Ebu Akil'in parçalandığı yerde Allah bana da nasip eder diye Yemame'ye kadar gitmişti
-Müseyleme'yi Allah karşısına çıkarmıştı,yalancı peygamberi,bu demirler içinde,tunç gibi insan Vahşi'nin karşısına çıkınca bir sahabi Allah düşmanı diye Müseyleme'yi işaret etmişti
-Hatırı olarak elinde taşıdığı paslı bir mızrak vardı,bu mızrakı 7-8 sene evvel göklerde Allah'ın Aslanı olarak yazılan Hz.Hamza'nın sinesine saplamıştı,hatırı olarak yanında bulunduruyordu
-O paslı mızrağın başka yapacağı bir iş daha vardı,Müseyleme'nin sinesine saplanacaktı,işte orada müseylemenin sinesine(Hocaefendi ağlıyor)....mızrağını vazifesini gördükten sonra başını yere koymuş "artık ya Resulallah sana görünebilirim mi" diyordu.
-Zira kafirken müslümanların en hayırlısı şehit ettim,müslümanken kafirlerin en şerlisini öldürdüm artık huzur-u risalet penahiye çıkabilirim mi diyordu
-Bilmem ki Vahşi'nin bu son vazifesini yapması,onun içinde mesuliyet duygusunu ,vazife şuurunu,işlediği cürmün ağırlığını çıkmasına vesile olabilmiş midir?
-Bu mevzuda kimse bize katii bişey söylemiş değildir,bizde bu mevzuda bişey bilmiyoruz.
-Belki vahşi Huzur-u Kibriya'ya giderken yine ağlıyordu
-Niye ağlıyordu
-Bir kul olduğu halde,bir kulun yapması gereken şeyleri yapamadığından ötürü ağlıyordu
-Allah'ı bildiği,tanıdığı halde,Allah'ı bildiren binlerce şeair,binlerce alamet,tarrakalarla O'nun mevcudiyetini ilan ettiği halde O bunu bilememiş,uzun seneler cürüm ve günah işlemiş,kirlenmiş,Allah'ın huzuruna giderken işte bunun ağırlığı altında gidiyordu.

-Resul-ü Ekrem(S.A.V) bakışıyla,edasıyla ona şu sözü söylemişti "sen amcam Hamza'yı şehit ettin, didik didik ettin,seni görünce amcamı hatırlarım,elimde olmayarak
hakim olmadığım kalbim sana kırılır,mümkünse bana seyrek görün demişti"
-İman içine girdikten sonra Resul-ü Ekrem(S.A.V)'den uzak kalmanın imkamı var mıydı? yoktu ama fermana da boyun eğmek icap ediyordu
-Vahşi 1-2 sene yaşadı,yaşadı amma Efendimiz(S.A.V) minberin bu tarafındaysa,o minberin öbür tarafından yüzüne bakıyor,tebessümünü yakalamaya çalışıyordu
Selam verirse dudaklarınde gezen kelimeleri yakalamaya çalışıyordu.
-Yaşadığı 2 sene zarfında Efendimiz'in artık bana görünebilirsin beşaretini,sözünü,teklifini duymamıştı.
-Birgün Kainatın Fahrı(S.A.V) vefat edip gidince,güneş batınca,Vahşi'nin içinde doğan güneş hepten gurup etmişti.
-Artık bütün dünyası zulmani bir keyfiyet almıştı,acaba bana mana aleminde artık gel diyebilir mi Resul-ü Ekrem(S.A.V) diye intizar ediyordu
-Muharebe meydanlarını kovalıyordu,vefat etsinde artık,bu ağır yükü sırtında taşımasın,Allah'ın huzuruna gitsin bunu düşünüyordu.




EŞHEDU: Şahitlik ediyorum, söz veriyorum ve yemin ediyorum ki,

EN LA İLAHE: ALLAH(cc)'dan başka kanun koyan hiç bir gücü kabul etmeyecek ve ALLAH(cc)'dan başka kendisine kulluk yapılan her şeyi reddedeceğim Nefsimin arzu ve isteklerine tabi olmayacak, paraya ve kadına tapmayacak, zefklerimin peşinden sürüklenmeyeceğim Irkçılık yapmayacak, "izm"lere, ideolojiler, sentezler ve düzenlere tabi olmayacağım İslam'dan başka tüm dünya görüş ve doktrinlerini reddedeceğim Kendisini ilahlaştıran ve kendisini insanlara önder diye takdim eden pis putları"önder"olarak kabul etmeyeceğim Heykele ve puta tapmayacak, putlaştırılan varlıklara itibar etmeyecek, ilahlaştırılmaya çalışılan hiç bir ilahı"ilah"olarak kabul etmeyeceğim

ALLAH(cc)'ın doslarını dost, düşmanlarını düşman bilecek ALLAH(cc)'ın razı olmadığı hiç bir kişi, kuruluş, toplum ve toplulukla yardımlaşmayacağım İslam adına ortaya çıkan ve İslam'ı saptıran, Şeriatı inkar eden düzenin düzenbaz hocalarına, müftülerine, diyanet başkanlarına, namaz kıldırma memurlarına inanmayacağım Makam, mevki, şan ve şöhret peşinde koşmayacak ve beni ALLAH(cc)'ın hükümlerine başkaldırtan başta şeytan olmak üzere, hiç bir varlığa aldanmayacağım Piyasadaki fuzuli şeyhlere aldanmayacağım Kendisine bir şey sorulduğu zaman susan, konuşmayan;konuştuğunda da, İslam'ı saptıran sahtekar şeyhlere inanmayacağım ALLAH(cc)'dan başkasından yardım istemeyecek, kabirlerdeki ölülerden medet beklemeyecek; muskaya, muskacıya, falcıya ve gelecekten haber veren hiç kimseye inanmayacağım ALLAH(cc)'dan başkasından rızık beklemeyecek ve bana nasib olarak gelecek olanlar konusunda Tağutları ALLAH(cc)'a ortak koşmayacağım İslam'a aykırı hiç bir tüzüğü kabul etmeyeceğim İslam'a aykırı hiç bir kanun tarafından yönetilmeye razı olmayacağım Hiç bir sporcuyu ve partiyi putlaştırmayacağım

İLLALLAH: (Ya Rabb!)Ancak senin hükmüne, kanunlarına, yani ilahlığına inanacağım Senin kanunlarına göre hayatımı düzenleyeceğim Senin kanunlarına göre yönetecek ve yönetileceğim Senden başkasına kulluk yapmayacağım Yaratıcı olarak seni tanıdığım gibi, yönetici olarakta seni tanıyacağım Yaşamış olduğum sürece senin şeriatının yeryüzünde hakim kılınması için gayret edecek, nefsimi, malımı ve canımı senin yoluna feda edeceğim Sadece senin şeriatına tabi olacağım Yaptığım her işte senin rızanı arayacak ve senin razı olduğun kullardan olacağım

VE EŞHEDU: Ve yine şahitlik ediyorum, söz veriyorum ve yemin ediyorum ki,

ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RASULÜH: Tüm insanlığa örnek, önder ve rahmet olarak gönderdiğin nebin Muhammed (SAV)senin kulun ve elçindir Hayatım boyunca kendime sadace onu önder ve örnek bilecek, O'dan başkasını önüme katmayacağım Muhammed(SAV)'in Kuran'ı hayatına aktardığı şekilde ben de hayatıma aktaracak; O'nun küfre karşı verdiği tavizsiz mücadeleyi de kendime prensib edinip tüm davranışlarımı O'nun bize tebliğ ettiği ALLAH(cc)' ın vahyine göre düzenleyeceğim

HZ ALİNIN DUASI


Ey Mevlam (Hz. Ali'nin Duası)

Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum.

Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum.

Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum.

“Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman diliyorum.

Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?

Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol.

Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!


ALINTIDIR.

HZ OSMAN KIMDIR


" Cennette her peygamberin bir dostu vardır. Benim de dostum Osman'dır." Hadis-i Şerif

DOĞUMU

* Hz. Osman, meşhur Fil Vak'ası'ndan 6 sene sonra; yani hicretten 47 yıl önce dünyaya gelmişlerdir.



BABASI:

* Affan b. Ebi'l-As b. Umeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menaf 'dır



ANNESİ:

* Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems'tir.



NESEBİ:

* Ümeyyeoğulları ailesine mensup olan Hz. Osman'ın nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf'ta Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birleşmektedir -beşinci validesi (ninesi) Beyda-i Ümmü'l Hakim, Efendimiz'in halasıydı- .



KÜNYE VE LAKABLARI:

* Künyesi, "Ebû Abdullah'tır. Ona, "Ebû Amr" ve "Ebû Leyla" da denilirdi. Cahiliye dönemindeki "Ebû Amr" olan künyesi, Müslüman olduktan sonra Efendimiz'in kızı Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olunca 'Ebû Abdullah' diye değiştirilmiştir.



* Hz. Osman'ın lakabı, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in iki kızı ile evlendiğinden dolayı iki nur sahibi mânâsına gelen "Zinnureyn"dir.



ŞEMAİLİ VE AHLAKI:

* Hz. Osman (radıyallâhü anh), geniş omuzlu, yakışıklı,zarif endamlı, ince derili, esmer tenli, gür saçlıydı. Heybetli bir sakalı vardı. Bazen sakalını kınalardı. Hasan, onun saçlarının çok uzun olduğunu ve dirseklerini örttüğünü söyler. Yüzünde hafif çiçek hastalığı izleri vardı. İri kemikli, orta boyluydu.



* Hz. Osman, âlim, faziletli, abid, salih, kerim, halim ve selim, pek nâzik, son derece haya sahibi, cömert ve Kureyş indinde gayet sevilen bir şahıs idi. Allah'a hakkıyla itaatkârdır.



BAZI ÖZELLİKLERİ:

* Hz. Osman (radıyallâhü anh) Aşere-i Mübeşşere'dendir. Yani sağlığında cennetle müjdelenmiştir.



* Hz Osman (radıyallâhü anh) Rukkaya (radıyallâhü anhnha)'nın vefatından sonra Nebiyy-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Ümmü Gülsüm ile izdivâc etti. Ümmü Gülsüm (radıyallâhü anhnha)'nın vefatından sonra Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) "Ağlama Osman, Allah'a yemin ederim ki, yüz kızım olsa bunların biri öldükçe diğerini tek biri kalmayıncaya kadaar sana verirdim" demiştir.



* Resûlullah Efendimize(sallallahu aleyhi ve sellem) ahlâkta en çok benzeyen O'dur.



* 34 yaşına kadar cahiliyenin çirkinlikleri kendisinde görülmemiş, içki kullanmamış, iffet ve namusu ile tanınmıştı.



* Ticarî muameleleri çok dürüst olduğu için, halk arasında bu yönüyle meşhur olmuştur.



* İlk müslüman olan 5 veya 7 kişi arasındadır.



* Müslümanlığı kabul ettiği zaman amcası Hakem b. As'ın işkencesine maruz kalmış. Bir direğe bağlanmış, aç susuz bırakılmış. Buna rağmen sebat göstermiş "Allah'a kasem olsun. Bu dinden ayrılmayacak ve babalarımın dinine dönmeyeceğim." demiştir. Yılmaması üzerine amcası serbest bırakmıştır.



* Allah'a hicret eden ilk muhacir övgüsüne kavuşmuştur. O hicretiyle maddi olan herşeyi terkedip, evinin düzenini rahatını bozup sadece Allah için, İslâm için bu büyük fedakarlığı yapmıştı.



* Lut (sallallahu aleyhi ve sellem)'dan sonra ehliyle hicret eden ilk zâttır. Bu ümmet işinde ailesi ile ilk hicret eden Hz. Osman (radıyallâhü anh)'dır.



* Necâşî'yi selamlarken oranın adetine göre eğilmesi gerekirken eğilmemiş. "Ben Allah'dan başkasına başımı eğmem" diye cevap vermişti.



* Muâhat (kardeşleştirme) hadisesinde Hassan b. Sabit'in kardeşi Evs b. Sabit ile kardeş ilan edilmiştir.



* Medine'ye hicretinden sonra Rûme Kuyusunu satın alıp, müslümanların istifadesine sunması "sebil" anlayışı ve uygulamasının öncüsü olmuştur.



* Hz. Osman (radıyallâhü anh) Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiy kâtiplerindendi. Kendisi çok muktedir bir hattat, çok kuvvetli bir hatip idi.



* Hasan-ı Basrî'den rivayet edildiğine göre kapalı kapılar ardında bile elbiselerini çıkartmaktan çekincek kadar haya sahibi idi.



* Bir rekkate Kur'ân-ı Kerim'i hatmettiği veya gecenin hepsini Kur'ân okuyarak ihya ettiği ifade edilir.



* Kölesinin dahi hakkını ihmal etmez, "...kulağını çekmiştim, sıkı çek yavrum..." diyecek kadar sosyal adaletin temsilcisidir.



* Hz. Rukayye (radıyallâhü anhnha)'nın hastalığı üzerine Rasûl-i Ekrem'in emir ve müsadeleriyle Bedir Gazâsına iştirak edememişti. Bununla beraber Allah Rasûlu (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine "Sen kalbinin temizliği, hissiyatının necâbeti dolayısıyle gazâya iştirâk ecrini de kazanacaksın" demişti.



* Rasûl-i Ekrem, H.4 yılında Zatürrika' gazasına çıktığı zaman Hz. Osman'ı (radıyallâhü anh) Medine'de kaim-i makam olarak bırakmıştır. Bunu takip eden tüm gazalara iştirak etmiştir.



* Hudeybiye Muselahası esnâsında ehl-i İslam tarafından Kureyş'e sefir gönderilmiştir. Kureyş, kendisinden önce gönderilen elçiyi öldürmeğe teşebbüs etmiş, sonrasında da elli adam göndererek ashabın huzurunu kaçırmıştı. Can güvenliği olmayan bugörevi yerine getirmek üzere yola çıktı. Mekke de öfkeli kalabağın, geçmişine saygısı sebebiyle öldürmeyip tek başına tavaf edebileceğini söylemesine rağmen "Resûlullah tavaf etmedikçe ben de etmem" sözüyle karşılık verdi. Sonra hapsedildi. Şehit edildiği şâyi' olunca maşhur Bey'atü'r-Rıdvan beyati alınmıştı. Hz. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Allahım bu benim elim, bu da Osman'ın eli. Benimle biat ediyor" diyerek Hz. Osman'ın yerine biat etmiştir.



* Tebük Gazâsında İslam Ordusu'nun (ki 30.000 kadardı) üçte birini yalnız başına techîz ederek silahlandırmıştı. Bundan başka, Rasûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) 1000 deve satın alabilmek için 1000 dinar vermişti.



* Hz. Ebûbekir devrinde kıtlık yaşandığı sırada 1500 dirhemden daha fazla fiyat biçilen gıdayı sadece Allah rızası için infak etmiştir.



* Hz. Osman (ra), hayatının hiçbir döneminde halife olmayı düşünmemiştir. Hz. Ebû Bekir'in son anlarında, halifenin kendinden sonra yerine bırakacağı adayı tesbit eden belgeyi kaleme alan Hz. Osman, isme sıra geldiği an, Hz. Ebû Bekir'in bayılması karşısında belki bir daha ayılamaz da bir fitne ve kargaşaya sebebiyet verir endişesi ile kendiliğinden Hz. Ömer'i oraya yazmıştır. Hz. Ebûbekir ayılınca onaylamıştır. Bu olay bile Hz. Osman'ın hilafet makamına karşı bakış açısını göstermeye yeter.



* Vergilerini ödemeyenlere asker sevkine karar vermiştir.



* Hilafete seçilmesi Hz. Ömer'in kurduğu şuranın başkanı Abdurrahman b. Avf (radıyallâhü anh) kamuyoyu yoklaması sonuçlarına göredir. İstişare, komutan, genç, yaşlı, kadın, erkek, mukîm, seyyah, bedevi... herkesinin fikri sorulmuştur. Halkın çoğunluğunun isteği ve Hz. Osman'ın (radıyallâhü anh) şartları tereddütsüz kabulü ile bu göreve gelmiştir. Kendisine ilk biat eden Hz. Ali'dir (radıyallâhü anh).



* Hilafet maaşı olarak bir tek kuruş dahi almadı.



* Yakın akrabası ve kavmine ihsanı bol idi. Bu ihsanı yaparken beytü'l-mâldan hiçbir şey vermeyip, kendi öz servetinden yapıyordu.



* Açları doyurmayı, susuzları suya kandırmayı, (Kur'an Okuma), çıplakları giydirmeyi ver geceleri uzun uzun namaz kılmayı çok severdi.



* Halka en kıymetli yemekleri yedirir, kendisi evinde sirke ve zeytinyağı ile iktifa ederdi. Kendisi son derece sade yaşar, dört beş dirhemlik elbise giyer. Elbisesini yastık yapmış, çakılların üzerinde uyuduğu ve yıllar önce dostunun sırtındaki hasır izlerine benzer izler üzerinde görülürdü.



* Kapalı bir yerde tek başınayken dahi haya sahibiydi. Allah Resûlu'nun ifadeleri içinde melekler dahi kendisinden haya ederdi.



* Çok utangaç ve sakin yapılı olmasına, öne çıkmaktan ve tanınmaktan hoşlanmamasına rağmen isyancılar üzerine gidilmesinde, fetihlerde ve deniz sallallahu aleyhi ve sellemaşları konusunda kararlı ve ilerlemiş yaşına rağmen gençlerden daha gençti.


* Kabir ziyaretlerinde sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı.


* Hz Osman'ı (radıyallâhü anh) akrabalarına idarecilik vermesiyle suçlamışlardır. Fakat Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Osman'ın sülalesi olan Emevilere idarecilik veriyordu. Ondan sonra gelenler de buna devam ettiler. Kureyş kabileleri arasında Emeviler kadar Peygamber(Sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından idarecilikler verilmiş başka bir kabile görmüyoruz. Zira bunlar hem sayıca çoklardı, hem de şerefli insanlardı. Bu durum, Hz. Osman'ın o zaman şartlarını nazara alarak yaptığı idari bir içtihaddır. Halife ve emirin, idarecileri seçerken dikkate aldığı bazı hususlar vardır ki, herkesi bu konuda ikna etme ve her zaman takva yönünü tercih etmeye gücü yetmez. Mevzu bahis edilen diğer konularda bunun gibidir. İslam Tarihine dair ulemanın kabulune mazhar olmuş eserler bunları güzelce açıklamıştır.



* Halife olduğu dönemde ashab-ı kiram'ın bir kısmının sallallahu aleyhi ve sellemaşlarda şehit olduğu , bir kısmını tebliğ için uzak diyarlara gittiği ve kaderin sevkiyle sahabe döneminin sonuna doğru gelindiği bir dönemdir. Yahudi dönmesi İbni Sebe ve taifesinin ve fethedilen bölgelerdeki hainlerin komloları ile fitne fesad ortamının ortaya çıkmasına rağmen sahih İslam itikadı başta Hz. Osman ve Hz. Ali olmak üzere sahabe-i kiramın (radıyallâhü anhnhum) cehd ve gayretiyle Allah'ın lütfuyla günümüze kadar gelmiştir.



* Hilafetten vazgeçmesi için kendisine baskı yapıldığı zaman kötü bir çığır açmamak için Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiyesini de gözeterek ("Osman, Allah sana bir gün bir gömlek giydirir de münafıklar da onu senin üzerinden almaya kalkışırlarsa, hiçbir zalim için onu çıkarma") bunu kabul etmemişti.



* Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Osman'ı üzerine gelecek belâlar ve düçâr olacağı felâketler üzerine cennet ile tebşir eylemiştir. Uhud dağındayken de şehit olacağını müjdelemiştir.



* Şehit düşmeden önce "Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine: "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun." dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve "Hasbunallah ve ni'me'l-vekil" "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" demişlerdir." (Al-i İmrân-173) ayetini okuyordu.



* Bir gece Hz. Osman (radıyallâhü anh), rüyasında Rasûl-i Ekrem'i (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hz. Ebûbekir ile Ömer'i (radıyallâhü anhnhum) görmüş, Rasûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: "Hep oruçluyuz, iftara seni bekliyoruz." demişti. Bu rüyadan sonra Hz Osman uyanmış, son deminin yaklaştığını anlamıştı. Ertesi günü Cuma idi. Oruca niyet etti. Bütün gününü ibadet ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle geçirdi. Bu gün için ikindi ile akşam arasında Hz. Osman (radıyallâhü anh) şehit edilmiştir.



YAPTIĞI YENİLİKLER:

* Hz. Osman'ın (radıyallâhü anh) gerçekleştirdiği büyük ve tarihi hizmetlerden birisi ve en mühimi şüphesiz Kur'an-ı Kerim nüshalarının çoğaltılması işidir.


* İslâm askerinin 10 dirhem olan maaşını 200 dirheme çıkarttı.


* Ramazan gecelerinde her müslümana verilen birer dirhemi artırdı. Ayrıca Mescid-i Nebi'de ibadet edenler, i'tikâf'ta bulunanlar, Allah yolunda yolculuk yapalar ve miskinler için de hiç yerden kalkmayan sofra kurdurdu.



* Cuma günleri okunan ezandan önce bir ezan daha okunmasını ictihad etti.


* Hz. Peygamber'(sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında ve ilk iki halife zamaninda sadece buna değil, diğer bütün vergilere zekat deniyordu. zekatla, diğer zekatları birbirinden ayırdı. Müslümanlar bizim bugün anladığımız zekatı bizzat kendileri, fakirlere vermeleri kararını aldı. Bunda sınırların genişlemesi de etkiliydi.


* Mescid-i Nebevî'yi genişletti.


* Hz. Ebûbekir (ra.) minberde Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) bir basamak aşağıda, Hz. Ömer de (radıyallâhü anh) Hz. Ebûbekir'den (ra.) bir basamak aşağıda dururdu. Hz. Osman (radıyallâhü anh) bu kaideyi bir zaman sonra kuyu kazıp içinde hutbe okumak icab edecek diyerek devam ettirmeyip, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) durduğu basamakta durmuştur.


* İslam donanmasının ilk seferine izin vermesi. İslam donanmasının 500'ü aşkın gemiye sahip Bizans donanmasını mağlup etmesi.


* Eyalet sistemi kökleştirildi.


* İslam ülkesi mülkî ve idari olmak üzere iki sisteme ayrıldı.



HZ OSMANIN SOZLERI


Sen ferahladığın zaman, kıskanç kimsenin kedere boğulması ne büyük intikamdır.

Suç işleyenin kulağını iyi çek; zira dünyada ceza görmek, ahiretteki cezadan daha kolaydır.

Kişi nefsini ihmal etse de,fakirlik canına tak dese de,gönül tokluğu onu başkalarına muhtaç olmaktan vareste kılar kendisini de güzelleştirir.

İnsanların en hayırlısı, günahsız olan ve Allah'ın kitabı ile amel edendir.

Allah nasip etmeyecegi şeyin Hayalini kurdurmaz.

Cenabı Hakk'dan başka hakiki sığınak yoktur.

Doğru alın, doğru verin.

En sonra varacağınız Hakk'dan korkun ki, fitne ve fesada düşmeyesiniz.

Çok söyleyen hakimdense, çok iş gören amire ihtiyacımız vardır.

Ölüme, kudretinizin yettiği en hayırlı amellerle hazırlanın.

Gözü haramdan korumak en güzel şehvet perdesidir.

İçkiden kaçının, zira her kötülüğün anahtarı içkidir.

Sabredin, yoksa pişman olursunuz.

Her nimetin bir musibeti vardır.

Ecel erişmeden yapabileceğiniz hayırlı işler için acele ediniz.

Geçmişten ibret alın da hayra çalışın.

Ya bela ve musibetlere sabredersin yahut nedamet edersin.

Mükafatın büyüklüğü, belanın büyüklüğü nispetindedir.

Mezar dünya duraklarının sonu, ahiret duraklarının ilkidir. Orada azap görenin ilerisi de kötü, iyilik görenin ilerisi de iyidir.

Ben terazi değilim ki hata işlemeyeyim.




8 Şubat 2012 Çarşamba

HZ OMER


Mü'minlerin emiri Hz Ömer ra'ın canına kastedilmişti Ağır yaralıydı Anladı, hissetti ki bu yara onu götürecek, son anlarını yaşıyor Bir dileği vardı, son bir dilek Kızı Hafsa ra'ı Aişe ra'a gönderdi Efendimiz sav'in ayak ucuna defnedilebilmek için Hz Aişe'den izin istedi Zira orası müminlerin annesine aitti ve Hz Aişe ra' ın babası Hz Ebu Bekir ra da oradaydı Hz Aişe bu isteği şöyle karşıladı:

- Aslında o yeri kendim için düşünmüştüm Fakat Ömer'i kendime tercih edeceğim

Ve Hz Ömer ra vefat edince Efendimiz sav'in ayak ucuna defnedildi

Müminlerin annesi Hz Aişe ra , Allah Rasulü sav'in ve babasının kabirlerini serbestçe ziyaret ederdi Ancak Hz Ömer de oraya defnedildikten sonra kabirleri daha bir dikkatli ve daha bir örtünerek ziyaret eder oldu

Hz.EBUBEKİR'İN YAKARIŞI



Hz.EBUBEKİR'İN YAKARIŞI

Yarabbi şu ahiret azığı az olan adama

Lütfunla cömert davran.

Hakikaten o,

Günahlarından dolayı iflas etmiştir,çaresizdir.

Senin kapına gelmiş,sana sığınmıştır.

Ey kudreti sonsuz Allah'ım!

Onu boş çevirme.

Şu kulunun günahları çoktur.

Kapına sığınmış bir fakirdir.

Hata üzerine hata yaptı

Sense sonsuzca verdin.

İsyankarlara bile verdin.

Ey cömert Allah'ım benim günahım çok büyüktür.

Sen büyük günahları bağışlayansın.

Bilerek yada bilmeyerek günah işlemekten beni koru!

Rabbim sende fazıl, bereket vardır.

Ey Rabbim benim günahlarım,

Kum taneleri kadar çoktur,sayılmaz!

Yarabbi günahlarımı affet!

Beni arınmış kıl!

Bilmiyorum ne olacak şu perişan halim.

Hiç hayırlı amelim yok.

Halbuki kötü işim ne çok.

Sana, beni getirecek ibadetim yok.

Sıkıntılarımdan beni kurtar.

Yarabbi benim hasta bir kalbim var.

Hastalara sen şifa verirsin.

Şu çaresiz hastaya şifa ver.

Hani, Hz.İbrahim'i yakacak olan ateşe dur dedin,

İbrahim'e zarar vermeyen bir soğukluğa dönüş buyurdun;

Benim içinde öyle buyur.

Allah'ım cehennemde beni yakacak olan ateşe dur de!

Sen yetersin her işlere.

Sen dostsun.

Sen çok verensin.

Sen şifa verensin.

Kuluna yetensin.

Bütün problemleri çözensin.

Sen benim Rabbimsin!

Sahibimsin.

Sen bana yetensin.

En güzel vekilsin.

Kalbimde olan şeyleri sen ver Allah'ım!

Çözemediğim hazinelerin kapılarını açıver!

İçimdekini düzelt Yarabbi.

Mahşer gününde Senin hakim,

Cebrail'in ise mübaşir olduğu o günde

Bizi korktuklarımızdan güvende kıl!

Korktuğum şeyden bana haber ver.

Beni en güzel yöne çeviriver.

AMİN..!

hangi böLüme yazacağımı biLmiyordum buraya gectim